|

NASIL YAPMALI*
Günümüzde aşkın, hüznün, sevginin ve
cinselliğin ve herşeyin el kitabı yazılır.
Filmleri yapılır.
Eric Fromm
"Sevme Sanatı"nı yazmıştır.
Şükür ki nasıl
sevileceği bilinmektedir
artık. Öyle değil, böyle sevilir. Kimi moda
dergilerinde,
depresyondaki kadınlara
giyim tarzları
önerilir: Kalın çoraplar, salaş
kazaklar, dağınık
saçlar, koyu renkler,
"aman sarı-yeşil
falan giymeyin"ler vs.
Hüzünlerin raconu
filmlerde canlandırılır;
donuk bakışlar,
buğulu gözler, esrarengiz
tavırlar, vesaireler.
Bazı gazetelerin magazin
sayfalarında ilginç
bilimsel buluşlardan söz
edilirken,
çukulatanın aşk acısını hafiflettiği
yazılır. Vıcık vıcık romantizm ticareti
yapan şarkıların
nakaratlarından sevgi
sözcükleri kırpılır.
Liseli gençler
birbirlerine hoşcakal
yerine "ara beni,
öptüm seni" der. Kimileri "yüzde elli"
sevebilir. Yüzde
ellisini "Manevi Kıymetler
Borsası"nda
repoya verir. Şehir suyunun
ulaştırılamadığı ücralıktaki gecekondu
semtine, dönemin favori Amerikan
dizilerinden birinin adı -Şahin Tepesi konulur.
Şahin Tepesi
sakinlerinden Hatice
hanımın lepiska saçlı
kızına hanidir
"Maııuella"
diye seslenilinir mahallede.
Sevgililer
filmlerdeki gibi terkedilir. Gri
renkli döküntü
kazaklar giyilip bol bol
çukulata yenir.
Dışarıda yağmur varsa eğer,
sokaklarda dolaşılır
(son okunan romanın
kahramanı öyle
yapıyordur çünkü).
Mükemmel seksin 10
yolu öğretilir, yine
aynı dergilerde.
Akşam evde -mixer
kullanım kılavuzu
okuııurmuşcasına- bu
tariflere göre seks
yapılır. Artık herkes
mükemmel seks
yapıyordur. İdeal erkek
(BMW'sine doğru) yürüyüşünden, (Ray-Ban
gözlükleriyle) bakışından, (Valentino
marka) giyinişinden ve icabında (Chivas
Regal marka) içkiyi tutuşundan çoktan tespit
edilmişdir. Geriye erkeği elde etmenin 12
yolu kalır. Onlar da
kadınlar tarafından
tahammül edilemeyen
yönlerini öğrenip
derhal tedbir
almışlardır. Bundan böyle tüm
erkekler sevimlidir.
Günümüzde aşkın, hüznün, sevginin ve
cinselliğin ve herşeyin el kitabı yazılır.
Filmleri yapılır. Yaratılmış idoller yaşam
dersleri el kitabının renkli baskısına
fotoğraf olarak konulur. Anlamak kolaylaşır,
dil sadeleşir.
Hepsi bir yana, bunca
"seni çok iyi
anlıyorum"ların
ve "bilirim, ben de
yaşadım"ların
içinde neden hâlâ
y a ş a n m ı ş l a r
ı n ve yaşayanların
özgünlüğünden
şiddetle dem vurulur? Ve
neden hâlâ birinin
yanlışları diğerinin
pişmanlıklarının
aynası olur?
Günümüzde aşkın,
hüznün, sevginin ve
cinselliğin ve
herşeyin el kitabı yazılır.
Filmleri yapılır. Yaşantılar paket program
olarak satılır. Parası olan pahalısını alır.
Aslında tüm birini
tekil şahısların (ben)
hayatı, ikinci tekil
şahısların (sen) hayatının
bir yerlerde
tekrarıdır.
yasemin sarıkaya
|