Google



daralmayan kelimelere dair...

28/7/2007 - murathan mungan....


Hani erken inerdi karanlık,
Hani ya
ğmur yağardı inceden,
Hani okuldan, i
şten dönerken,
I
şıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken,
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemi
şken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani
şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarho
şken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemi
ş,
Daha kimse ölmemi
şken,
Eskidendi, çok eskiden.

Ş
imdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi
eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.


Murathan Mungan

 


2 YorumYorum yaz!Bağlantı

26/7/2007 - funda bilgin...




NASIL BORÇLUYSAN BENİ YAŞAMAYA, ÖYLE MECBURUM SENİ YAŞAMAYA

Seni yaşamayı kendime borçluyum.
Gözlerinin ye
şili ve kahvesi gibi
Karma
şığım bu gün.
Bo
ğazda senden izler
İstanbul sen,
Sen
İstanbul’sun şimdi
İşveli bir fahişe gibi arzular arsız,
Topkap
ı Sarayı’ndan denize atılan cariyeler gibi dilsiz,
Y
ıkılan bir imparatorluğun canlanması kadar geleceksiz,
Ama tendeki vah
şi çırpınışlar kadar vazgeçilmez,
Parma
ğımın ucundaki dudakların kadar gerçek,
Bir gamzeye de
ğen erkek ellerin kadar güçlü,
Yaza yabanc
ı bastıran yağmur kadar ani,
Gözlerindeki
şimşekler kadar asi,
Ya
şam ve ölüm kadar hesapsız,
Dikenli tabulara inat yasaks
ız,
Sen
İstanbul
İstanbul senken
Üstelik boğazda düşlere yelken açmışken,
Bu sevdadan kaçmak imkans
ız.
Nas
ıl borçluysan beni yaşamaya,
Öyle mecburum seni yaşamaya

 

FUNDA BİLGİLİ


1 YorumYorum yaz!Bağlantı

1/7/2007 - AHMET OKTAY.......


……………………………………………………………..

 

 

Kazınıyor anılar, bir gül

Sesi ile birbirinin üstüne;

En eskinin , artık unutulmuşun

Bir yorumu , en yakın katmandaki

Yara gibi taze anı.

 

Anımsadıkça bilebilecek insan

Neyi unutmaması gerektiğini. !!!!

 

AHMET OKTAY


1 YorumYorum yaz!Bağlantı

21/6/2007 - BAŞKAN,SAVARONA VE SARAY ÜÇLEMESİ....

Gemi ve Saray

 

Gemi, eskiden adadaki askeri okulun

iskelesinde demirli dururdu. Bayram

günlerinde özenle süslenir, geceleri

lambaları yakılır ve renkli ihtişamı adanın

karşısına yayılmış olan büyük şehirden

keyifle gözlenirdi. Bazı özel günlerde -ama

sadece o özel günlerde- gemi demir alır,

büyük şehirle adayı ayıran mavi sularda

ardında bıraktığı köpükler ve kendisini

inatla takip eden martılar kadar beyaz,

süzülürdü.

Gemi çok daha eskiydi aslında; büyük

savaştan sonra, herşeye yeni baştan

başlandığı yıllarda, devlet başkanının isteği

üzerine alınmıştı. Gerçekte çok uzak bir

ülkenin kralı için tasarlanmış, ama bazı

aksilikler sonucu başkanın olmuş. Başkan

gemiyi öylesine benimsemişti ki kısa bir

süre sonra ikisi birden anılır olmuştu. Halk,

geminin telaffuz edilmesi zor olan adım

bilmez, "Başkanın beyaz gemisi" diye

hatırlardı. Başkanın beyaz gemisi, şehrin iki

yakasını birbirinden ayıran suları yararak

gelir ve bu yakalardan birinin kıyısındaki

sarayın rıhtımına yanaşırdı sessizce.

Başkan ve geminin beraberlikleri çok

sürmedi. Gemi yeni, alımlı ve zarifti ama

ömrümün neredeyse tamamını savaş

meydanlarında geçirmiş, binlerce ölüm,

binlerce ihanet görmüş olan başkan o kadar

yorgundu ki artık bir süre sonra deniz

kıyısındaki sarayından hiç çıkmaz olmuştu.

Vaktinin çoğunu pencere kenarına çekilmiş

bir koltukta oturarak geçiriyordu. Zaten

çok küçük bir kısmını kullandığı koca saray

iyice sessizleşmişti. Eskiden içinde

imparatorların yaşadığı o yaldızlı saray sanki

küçülmüş, sahibiyle birlikte ölümü bekler

olmuştu. Issız koridorlarında bazen ürkek

bir uşak sesi duyulurdu veya yüksek

tavanlarında yankılanan bir iki ses. Ama

hepsi o kadar.

Başkan, saraydaki günlerinin sonuna vardığı

sıralarda bir gün, yine pencere kıyısında

otururken, sevgili beyaz gemisinin geçtiğini

gördü sarayın önünden. Gemi, askeri okul

öğrencilerini gezintiye çıkarmıştı ve

öğrenciler Başkanı görmek için

yavaşlatmışlardı gemiyi sarayın önünden

geçerken. Rivayete göre öğrencilerden

bazıları denize atlayıp Saray'a doğru

yüzmeğe başlamışlardı başkanı daha

yakından görmek için. O gün başkan gemiyi

son kez gördü. Kısa bir süre sonra da öldü.

Son sözü "Aleykümselam" oldu ve bütün

saatler hep aynı saati gösterdi artık.

Aradan çok yıllar geçti. Ortasından deniz

geçen şehir yine aynı şehirdi. Gemiyle sarayı

soracak olursanız eğer, evet, onlar da hâlâ

hayattaydılar. Hatta çok yakın bir zamanda

Başkan'ın beyaz gemisi yine sarayın

rıhtımına demirlemişti. Tıpkı eski

günlerdeki gibiydi herşey, sanki zaman hiç

geçmemiş gibiydi. Deniz yine eskiden

olduğu gibi şıkır sikirdi dolunayın altında,

beyaz gemi pırıl pırıl parlıyordu lambadan

mücevherleriyle. Saray'ın kapıları açıktı

yine tıpkı eskisi gibi, içeriden ışık

fışkırıyordu geceye. İnsanın içi rahatlıyordu

bu manzarayla, evet, hiç zaman geçmemiş

gibi, ne güzel...

Oysa, o sahne sadece tekrar ediyordu

zamanın içinde, gerçek ise çok başkaydı;

başkanın gemisi artık bir işadamının gemisi

olmuştu. İşadamı para karşılığı zenginleri

gezdiriyordu gemisiyle. Saray ise bir

müzeydi şimdi, insanlar gruplar halinde

geziyorlardı odaları, küf kokan salonları,

başkanın koltuğuna oturup denizi seyrettiği

odaya girip bakmıyorlardı etraflarına boş

boş, küçük bir çocuk annesine soruyordu

"Burada mı ölmüş, anne?"

Saray ve gemi kendilerini yineliyorlardı

zamanda. Zaman dolu dizgin akarken onlar

da sonsuz kereler tekrarlanıyor, sonsuz

kereler yeniden var oluyorlardı.

 

 

sedef erkman

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

18/6/2007 - aşkın gözü.....

Kendime bakıyorum ayrılığın sıfır noktasından
Aşkın fizikasından kaçık koordinatlar
Flu görüntüler çağrışımlardan
Nostaljik bir eylemdi resmetmek bir aşkı

 

ali himmet dağ   

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

12/4/2007 - tahtadan yaptığım adam...


tahtadan yaptığım adam
ne yemek yiyor
                ne konu
şmak biliyor
kaskatı gözlerle
görünmez yerlere bakıyor

tahtadan yaptı
ğım adam
hatırlıyor ki
                  bir zaman
nefes alan
ince ince yaprakları vardı
topra
ğı iştiha ile yiyen
                                liften
ince ince a
ğızları vardı

tahtadan yaptı
ğım adam
a
ğaçtan uzaklaş
ve insana yakla
ş
yazık ki
           ne insan oldu,
                  ne a
ğaç !!!!

 

Asaf Haled Çelebi

 

 



1 YorumYorum yaz!Bağlantı

12/4/2007 - İZİN VER İNİNE SOKULAYIM BU GECE....


        Eski sular,
       
 silahsız akşamlar, erken vurulmalar
        s
ığırcıklar ötüyor bir yerlerde
        gün dü
şüyor çılgın bir portakal gibi
        bir yolculuk defterinin içine
        tundraların gizlediği izlerden
        Bak yine e
şiğine geldim
        
İnce L,        izin ver inine sokulayım bu gece
        Bak safkan geldim gitti
ğim uzaklardan
        Ya
şadıklarım işlememiş hiçbir yerime

         …………………….

 MURATHAN MUNGAN





yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/4/2007 - ne diyorsun....birkan askan


Ne Diyorsun

duydugum sesleri biriktiriyorum,
üsümüs sabahlarin dilinden,
yaramaz asklar tutuyor bütün kapilari,
bütün kapilarda sen,
hala tütün kokuyorsun..

……………………

kaldi ki,
bütün oyunlar,
bitmek icin,
bütün kapilar,
kapanmak icindir..

eskimek icin,
bu hayattan..

sen ne diyorsun..
kime söylüyorsun..


Birkan ASKAN


 
2 YorumYorum yaz!Bağlantı

8/4/2007 - yanan yüz....Steinn STEINARR


 
YANAN YÜZ
 
Sıcak bir yüz yanarak
düser mavi yagmura
mavi kanatlı günlerden
 
Aklın nötronunu
patlatır gece
isimsiz bir öykü gibi
 
Ve neyin çıplaklıgıysa o
yiter kendi kıyısızlısında
günler ve geceler boyunca
 
Steinn  STEINARR





yok YorumYorum yaz!Bağlantı

22/3/2007 - Bir adam.........................

 

Korku dağlarının yürekçisi,

Ölüm denizlerinin kürekçisi;

Öyle suskun oturuyor şişesinin basında,

İçtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi,

 

Onu kırmış olmalı yaşamında birisi.

Dinledikçe susması, düşündükçe susması...

Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,

Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası.

 

Özdemir asaf

 

teşekkürler, çözümleme çabaları için ne kadar doğru yada ne kadar yanlış.......?

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Okumak istediğim ne çok kitap vardı,görmekte geciktiğim ne çok film ,düşünüp de bulamadığım oysa başkalarının çoktan cevapladığı ne çok soru ,dinlemekten, başka hiçbir yerde bulunmayacak tadlar aldığım müzikler ,sevilecek insanlar,görülecek ne çok şey vardı.......... br>
KÜLTÜR SANAT SİTE VE BLOGLARI mailonpix.com

sihirli kelimeler - daralmayan kelimelere dair... - Blogcu Free Hit Counter outils webmaster
alternative media

lost - ronan keating

Arkadaşlarım

visne
niltor
girlhasnoname
kupavalesi
otizm
tanterosa
tinuviel
kleopatra81
ar
oezlem
rockcafe
serkanengin
emir35
hennesy
handangokcek2
acceleration
engintineri
paratoner
thelosthighway
sozunotesi
intrinsic
yagmurlagelen
pinarca
aybikekarciga
likelife
mecnun1965
Blogcu Yardım
serpico
kirazg
getta
ahuozturk
hayaliperde
yenilenmek
turkugozlumnerdesin
zuhalaksulu
grafikdunyasi
chefbasri
arzununpenceresinden
mikerinos
deligece
d3m3t
nowhere
melegimmavi
dergahli
yezdanla

Bedava100.Net -Genel Türk Web Siteleri
"Blog Tanıtımında Tek"